Skip to content
  • GAR
    • Hakkımızda
    • Yönetim
    • Faaliyet Raporları
    • Duyurular
    • Üyeler
    • Ekibimiz
    • Tüzük
    • Politika Belgeleri
  • Yayınlar
    • Açıklamalar
    • Okuma Listeleri
    • GarBlog
    • Bültenler
    • Kitaplar
    • GAR Youtube
    • GAR Podcast
  • GARSanat
    • Birlikte Yaşam Yaz Sanat Kampı
    • EGEHUB
    • Göçmen Müzisyenler
    • Göç Sanat Dayanışma Söyleşi Serisi
    • Rebloom Festivali
    • Öteki Hikayeler
  • GAR Akademi
    • Eğitimler
    • GarEP
      • 2003 Güz Dönemi – 2024 Kış Dönemi
      • 2023 Bahar Dönemi
      • 2022 Güz Dönemi
      • 2022 Bahar Dönemi
      • 2021 Güz Dönemi
      • 2021 Bahar Dönemi
    • Yaz Okulları
  • Etkinlikler
    • Atölye ve Konferanslar
    • Güncel Göç Seminerleri
  • Araştırmalar
  • İletişim
logo5

AB-Türkiye Göç Mutabakatının 10. Yılı: Güvencesizliğin Kurumsallaşması ve Haklara Erişimin Zayıflaması

18 Mart 2016 tarihinde imzalanan AB-Türkiye Göç Mutabakatı, düzensiz göç akışlarını sınırlandırmayı hedefleyen ve Türkiye’yi Avrupa Birliği’nin dış sınırlarının fiili bir uzantısı haline getiren bir düzenleme olarak hayata geçti. Anlaşma, bir yandan mali destek ve yeniden yerleştirme mekanizmaları içerirken, diğer yandan Türkiye’yi “güvenli üçüncü ülke” olarak konumlandırarak sığınma süreçlerini dışsallaştıran bir çerçeve sundu. On yılın sonunda Mutabakat, yalnızca bir göç yönetimi aracı değil; Türkiye’de göç rejimini, uyum politikalarını ve sivil toplum alanını yeniden şekillendiren yapısal bir mekanizma haline gelmiş durumda.

Göç Araştırmaları Derneği (GAR) olarak hazırladığımız bu değerlendirme metni, Mutabakatın mali, hukuki, toplumsal ve kurumsal etkilerine odaklanıyor. Ortaya çıkan tablo, başlangıçta kısa vadeli bir kriz yönetimi aracı olarak tasarlanan bu politikanın zamanla kalıcı bir güvencesizlik rejimine dönüştüğünü gösteriyor.

Mali Destekten Bağımlılığa, Bağımlılıktan Geri Çekilmeye

Mutabakatın en görünür boyutlarından biri mali destek mekanizması oldu. Başlangıçta 3+3 milyar avro olarak öngörülen FRIT fonları zamanla yaklaşık 11 milyar avroya ulaştı ve Türkiye açısından en büyük dış hibe programlarından birine dönüştü.

Bu kaynaklar, ağırlıklı olarak eğitim ve sağlık gibi temel hizmet alanlarına yönlendirilse de, ortaya çıkan yapı, sürdürülebilir bir kamu politikası üretmekten ziyade, dış finansmana bağımlı bir model yarattı. Zaman içinde çok aktörlü yapıdan proje bazlı modele, oradan da dış finansmanın geri çekildiği ve kamu hizmetlerinin daraldığı bir aşamaya geçildi.

Bu dönüşümün en somut örneklerinden biri, geçici koruma statüsündeki Suriyeliler için ücretsiz sağlık hizmetlerinin 1 Ocak 2026 itibarıyla sona erdirilmesi oldu. Sağlık hizmetlerinin katılım payına tabi hale gelmesi, yalnızca teknik bir finansman değişikliği değil; hizmetlere erişimin sınırlandırılması yoluyla geri dönüşleri teşvik eden dolaylı bir politika aracı olarak işliyor. Özellikle kronik hastalığı olan bireyler ve aileler açısından ağır sonuçlar doğurduğu şimdiden görülüyor.

Hukuki Çerçevenin Aşınması ve “Gönüllü” Geri Dönüşler

Mutabakatın en sorunlu alanlarından biri hukuki sonuçları oldu. Uluslararası koruma rejiminin temel ilkeleri zayıflarken, sağlık gibi en temel haklara erişimin kademeli olarak daraltılması, insanların “gönüllü geri dönüş” başlığıyla sunulan ama fiilen zorunlu hale gelme riski taşıyan geri dönüşlere yönelmesi sığınma hakkının etkinliğini sorgulatan bir çerçeve oluşturdu.

AB’nin yeni göç ve iltica düzenlemelerinde “güvenli üçüncü ülke” tanımının gevşetilmesi de bu süreci güçlendirdi. AB’nin yeni Göç ve İltica Paktı’nda 1951 Sözleşmesi’ne tam uyum şartının kaldırılması ve daha esnek koruma kriterlerinin benimsenmesi, uluslararası koruma sistemindeki aşınmayı derinleştirdi.

Türkiye’de idare mahkemelerinde göçe ilişkin davaların en büyük dosya grubunu oluşturmasına rağmen, bu davalarda sığınmacılar lehine verilen kararların az sayıda olması, hak arama yollarının daraldığını gösteriyor. 2018’de sığınma başvurularının değerlendirilmesinde Göç İdaresi Başkanlığı’nın tek yetkili kurum haline gelmesiyle birlikte başvuru sayılarındaki keskin düşüş de bu tabloyu tamamlıyor. Bu durum, hem hukuki alanın daraldığını hem de başvuru yapma iradesinin zayıfladığını ortaya koyuyor.

Toplumsal Kabulün Zayıflaması ve Mülteci Karşıtlığın Sıradanlaşması

Mutabakatın en belirgin etkilerinden biri, toplumda mültecilere yönelik kabulün giderek zayıflaması oldu. Bir yandan Türkiye’ye aktarılan mali desteklerin önemli bir bölümünün yalnızca Suriyelilere yönlendirilmesi, ülkede artan yoksullaşma ile birleşerek toplumsal tepkileri besledi. Öte yandan, Mutabakatın temel amacının göçmenleri Avrupa sınırları dışında tutmak olduğu yönündeki yaygın algı, küresel bir sorumluluğun orantısız biçimde Türkiye’nin üzerine bırakıldığı düşüncesini güçlendirdi.

Bu koşullar altında, başta Suriyeliler olmak üzere göçmen gruplar gündelik yaşamda daha görünür biçimde dışlanmaya başladı; mülteci karşıtlığı ise istisnai bir tepki olmaktan çıkarak giderek olağan ve sıradan bir tutum haline geldi. Bu dönüşüm yalnızca söylem düzeyinde değil, kamu politikaları ve gündelik pratikler aracılığıyla da pekişti.

Uyum Politika ve Programlarının Geri Çekilmesi

Aynı dönemde uyum ve entegrasyon alanında da belirgin bir geri çekilme yaşandı. Mutabakatın ilk yıllarında daha görünür ve görece esnek biçimde ele alınan birlikte yaşam ve uyum politika ve programları, özellikle 2020 yılı sonrasında pandemi ve ekonomik krizin etkisiyle giderek geri plana itildi. Bu alanın büyük ölçüde dış fonlara bağımlı olması ve kaynakların azalması, süreci daha da hızlandırdı. Siyasi aktörlerin göç konusunu giderek daha az tartışması ve meselenin kamusal gündemde geri plana düşmesi ise, bu alandaki demokratik tartışma ve çözüm arayışlarını sınırlayan bir etki yarattı.

Sivil Toplumun Daralan Alanı

Bu tabloya paralel olarak sivil toplum alanında da belirgin bir sessizleşme ve etkisizleşme yaşandı.  Mutabakat sonrasında bir süre güçlü şekilde varlığını sürdüren sivil toplum alanı, son yıllarda ciddi bir varoluş mücadelesi ile karşı karşıya kaldı.

AB–Türkiye Mutabakatı çerçevesinde sağlanan fonlar, ilk dönemde sivil toplumun kapasitesini artıran bir rol oynasa da, büyük ölçüde proje bazlı, kısa vadeli ve teknik odaklı yapıları nedeniyle bu alanın yönünü de belirledi. Bu durum, hak temelli savunuculuk faaliyetlerinden ziyade hizmet sunumuna dayalı, daha dar kapsamlı ve ölçülebilir çıktılara odaklanan bir çalışma biçimini teşvik etti.

Aynı zamanda, göç yönetiminin giderek daha güvenlik odaklı bir çerçevede ele alınması ve siyasal tartışma alanının daralması, sivil toplumun eleştirel ve savunuculuk temelli rolünü sınırlandırdı. Bu süreçte finansal bağımlılık, siyasi ve kurumsal baskılar ile görünürlük kaygısı birleşerek, savunuculuk faaliyetlerinin yerini giderek daha düşük profilli hizmet sunumlarına bırakmasına yol açtı.

Sonuç olarak, hak temelli çalışmalardan uzaklaşma, artan oto-sansür ve faaliyetlerin daralması, hem kurumların hem de bireylerin hareket alanını belirgin biçimde sınırladı.

Küresel Bir Model mi, Uyarı Hikâyesi mi?

AB-Türkiye Mutabakatı, Avrupa Birliği tarafından sıklıkla “başarılı” bir model olarak sunuluyor. Ancak bu “başarı”, göç ve iltica süreçlerini insani ve sürdürülebilir biçimde yönetmekten ziyade, göç akışlarının Avrupa sınırları dışında tutulmasına dayanıyor.

Tunus, Nijer ve Nijerya gibi ülkelerde bu model aynı zamanda bir “uyarı hikâyesi” olarak okunuyor. Bu ülkeler, Türkiye örneğine bakarak AB’nin benzer mutabakat girişimlerini hem bir pazarlık aracı hem de temkinle yaklaşılması gereken bir deneyim olarak değerlendiriyor. Bu durum, dışsallaştırma politikalarının küresel ölçekte yeniden müzakere edildiğini ve giderek yaygınlaştığını gösteriyor.

Sonuç: Kalıcı Bir Geçicilik Rejimi

On yılın sonunda Mutabakat, geçici bir kriz yönetimi aracından kalıcı bir yönetişim modeline dönüşmüş durumda. Bu model Avrupa açısından sınırların korunmasını sağlarken, Türkiye’de göçmenler için artan güvencesizlik, haklara erişimde daralma ve toplumsal dışlanma üretiyor.

Sivil toplumun zayıflaması, akademik üretimdeki tıkanmalar ve kamusal tartışma alanının daralması, bu sürecin daha geniş bir toplumsal ve demokratik etki yarattığını gösteriyor. Önümüzdeki dönemde göç meselesini güvenlik ekseninin ötesine taşıyarak haklar, eşitlik ve toplumsal adalet perspektifiyle yeniden ele almak kritik önem taşıyor.

İlgili Yazılar

GAR 2024 Faaliyet Raporu

GAR 2024 Faaliyet Raporu

Geçici Koruma Rejimi: Son Gelişmeler, Sorunlar ve Gelecek için Perspektifler

Geçici Koruma Rejimi: Son Gelişmeler, Sorunlar ve Gelecek için Perspektifler

REBLOOM 2: Göç Deneyimlerinden Hareketle Toplumsal Cinsiyet Temelli Tahakküm İlişkilerini Tartışmaya Açan Bir Sanat Alanı

REBLOOM 2: Göç Deneyimlerinden Hareketle Toplumsal Cinsiyet Temelli Tahakküm İlişkilerini Tartışmaya Açan Bir Sanat Alanı

Bir İlham Kaynağı: Nermin Abadan-Unat

Bir İlham Kaynağı: Nermin Abadan-Unat

Tiktok’tan Mülteci Manzaraları — Dönmek, Kalmak, Gitmek —

Tiktok’tan Mülteci Manzaraları — Dönmek, Kalmak, Gitmek —

turkiye de goc karsiti soylemin yukselisi uzerine sosyal ag analizi

Türkiye’de Göç Karşıtı Söylemin Yükselişi Üzerine Sosyal Ağ Analizi

GARBülten

SON YAZILAR

  • AB-Türkiye Göç Mutabakatının 10. Yılı: Güvencesizliğin Kurumsallaşması ve Haklara Erişimin Zayıflaması
  • Kristen Sarah Biehl
  • GAR 2025 Faaliyet Raporu
  • GAR 2024 Faaliyet Raporu
  • EKİP

Göç Araştırmaları Derneği | GAR Takip Et

GAR_Dernek
gar_dernek Göç Araştırmaları Derneği | GAR @gar_dernek ·
10h

✒️ Üyemiz Dr. Deniz Şenol Sert, GAR olarak yönetim kurulu yedek üyesi olduğumuz İstanbul Kent Konseyi üzerine T24 için yazdı...

Twitter'da yanıtla 2045155536878858347 Twitter'da Retweet 2045155536878858347 Twitter'da beğen 2045155536878858347 X 2045155536878858347
Twitter'da Retweet Göç Araştırmaları Derneği | GAR Retweetlendi
imiscoe_mitra Migrant transnationalism(MITRA) - also on Bluesky @imiscoe_mitra ·
15 Nis

A newly released journal "Transnational Mobilities"! Interdisciplinary, peer-reviewed journal dedicated understanding of the complex dynamics of transnationalism and mobility in a globalized world. More info here: https://www.sciencedirect.com/journal/transnational-mobilities

Twitter'da yanıtla 2044482045296971923 Twitter'da Retweet 2044482045296971923 3 Twitter'da beğen 2044482045296971923 5 X 2044482045296971923
gar_dernek Göç Araştırmaları Derneği | GAR @gar_dernek ·
8 Nis

🔴 GAR Değerlendirme: AB-Türkiye Göç Mutabakatı'nın 10. Yılı: Güvencesizliğin Kurumsallaşması ve Haklara Erişimin Zayıflaması.
.
https://gocarastirmalaridernegi.org/tr/yayinlar/aciklamalar/4724-ab-turkiye-goc-mutabakatinin-10-yili-guvencesizligin-kurumsallasmasi-ve-haklara-erisimin-zayiflamasi

4

Twitter'da yanıtla 2041778908761133346 Twitter'da Retweet 2041778908761133346 4 Twitter'da beğen 2041778908761133346 3 X 2041778908761133346
Twitter'da Retweet Göç Araştırmaları Derneği | GAR Retweetlendi
infomigrants InfoMigrants @infomigrants ·
6 Nis

Some 45,000 Syrians are living in Denmark. Most have settled there permanently, speak Danish, and have jobs.

But the tightening of Danish immigration policies is threatening to undermine their efforts to integrate.

Twitter'da yanıtla 2041069648943452477 Twitter'da Retweet 2041069648943452477 6 Twitter'da beğen 2041069648943452477 11 X 2041069648943452477

“Bu web sitesi Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu tamamıyla Göç Araştırmaları Derneği’ne aittir ve AB’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.”

KVKK Aydınlatma Metni
Çerez Politikası
Rıza Beyanı
When autocomplete results are available use up and down arrows to review and enter to go to the desired page. Touch device users, explore by touch or with swipe gestures.
No Result
View All Result
  • GAR
    • Hakkımızda
    • Yönetim
    • Faaliyet Raporları
    • Duyurular
    • Üyeler
    • Ekibimiz
    • Tüzük
    • Politika Belgeleri
  • Yayınlar
    • Açıklamalar
    • Okuma Listeleri
    • GarBlog
    • Bültenler
    • Kitaplar
    • GAR Youtube
    • GAR Podcast
  • GARSanat
    • Birlikte Yaşam Yaz Sanat Kampı
    • EGEHUB
    • Göçmen Müzisyenler
    • Göç Sanat Dayanışma Söyleşi Serisi
    • Rebloom Festivali
    • Öteki Hikayeler
  • GAR Akademi
    • Eğitimler
    • GarEP
      • 2003 Güz Dönemi – 2024 Kış Dönemi
      • 2023 Bahar Dönemi
      • 2022 Güz Dönemi
      • 2022 Bahar Dönemi
      • 2021 Güz Dönemi
      • 2021 Bahar Dönemi
    • Yaz Okulları
  • Etkinlikler
    • Atölye ve Konferanslar
    • Güncel Göç Seminerleri
  • Araştırmalar
  • İletişim