Bu yazı “Geçici Koruma Kimi, Neyi ve Ne Kadar Koruyor?” blog serisinin bir parçası olarak İbrahim Soysüren’in editörlüğünde yayımlanmaktadır. NCCR On the move, Neuchâtel Üniversitesi Sosyoloji Enstitüsü ve İzmir Barosu işbirliğiyle 9 Aralık 2023’te İzmir’de düzenlenen aynı adlı çalıştayda sunulan tebliğlerden hareketle hazırlanmıştır.
Yazıda, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline karşı devreye sokulan Avrupa Birliği geçici koruma mekanizmasının Fransa tarafından katı bir şekilde yorumlanması ele alınmakta ve bu mekanizmanın yarattığı hukuki ve insani sorunlar vurgulanmaktadır.
Fransa’nın AB Geçici Koruma Mekanizmasını Katı Bir Şekilde Yorumlaması:
Hukuki Sorunlar ve İnsani Sonuçlar
Lina Megahead
Avrupa Birliği (AB), Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında, Mart 2022’de, Geçici Koruma Mekanizmasını (TPM) devreye soktu. Bu mekanizmayı devreye sokma kararı, yerinden edilmiş milyonlarca kişinin iş, sağlık ve barınma imkânlarına derhal erişimini olanaklı kıldı. Dolayısıyla Ukrayna’da yerinden edilmiş olanların kitlesel göçü, sözkonusu mekanizmanın etkinleştirilmesini tetikleyen önemli bir faktör oldu. Bununla birlikte, yerinden edilmiş kişilerin kitlesel akınları durumunda uygulanacak kriterlerin esnekliği ve geçmişte etkinleştirilmesi için gereken nitelikli çoğunluğun sağlanamaması, jeopolitik mülahazaların uygulamada önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Bunun açık bir örneği, 2015 yılında yaşanan Suriyeli mülteci krizinde, yerinden edilmiş kişilerin sayısındaki büyük artışa rağmen, ilgili mekanizmanın aktif hale getirilmesi için gerekli çoğunluğun sağlanamamasıydı. Birçok kişiye can simidi olma noktasındaki başarısına rağmen, Fransa’nın mekanizmayı katı bir şekilde yorumlaması, mekanizmanın uygulanması ve AB tarafından belirlenen insani ve geçiş dönemi hedefleriyle uyumu konusunda soru işaretleri yaratmıştır.
Yararlanacak Kişilerin Belirlenmesine Dair Sorunlar: Tartışmalı Bir Yasal Çerçeve
AB Konseyi’nin uygulama kararı üç temel yararlanacak kişi kategorisi belirlerken, iki önemli grubu dışarıda tutmuştur: (i) işgal sırasında Ukrayna’da bulunduklarını kanıtlayamayan Ukraynalılar ve (ii) Ukrayna’da geçici olarak ikamet eden üçüncü ülke vatandaşları. Bu dışarıda tutulan kategoriler, sığınmacılar, öğrenciler veya geçici ikamet edenler gibi grupları kapsıyordu. Fiziksel olarak 24 Şubat 2022 tarihinde Ukrayna’da bulunmayan Ukraynalılar veya Ukrayna’da ikamet eden yabancı uyruklular için uygunluk üye devletlerin takdirine bırakılmıştır. Bu durum, yasal veya göçmen statüsüne bakılmaksızın ihtiyaç sahiplerine öncelik vermesi gereken mekanizmanın insani amacına zarar vermektedir.
Kusurlu Bir Avrupa Çerçevesinin Sonuçları: Fransız Yaklaşımı
Uygulama kararının 2. Maddesi, yararlanacak kişileri savaş sırasında Ukrayna’da bulunan Ukraynalılar olarak tanımlamaktadır. Direktifin başındaki gerekçe niteliğindeki 14 sayılı paragrafında, üye devletleri mesleki veya kişisel nedenlerle geçici olarak yurtdışında bulunanlara koruma sağlamak için teşvik etse de bu ancak tavsiye düzeyinde kalmıştır. Sonuç olarak, işgal sırasında Ukrayna dışında bulunan Ukraynalıların durumu üye devletin takdirine bırakılmıştır. Fransa, AB uygunluk kriterlerine sıkı sıkıya bağlı kalarak, korumayı saldırı sırasında Ukrayna’da bulunan Ukraynalılarla sınırlandırdı. Bu kısıtlayıcı politika, geçici oturma iznine sahip Ukrayna vatandaşlarını eğitim almak ya da çalışmak için Ukrayna’da bulunan üçüncü ülke vatandaşı öğrenciler gibi diğer kategorileri kapsam dışında bıraktı.
Fransa’nın yaklaşımı TPM’nin dar bir yorumunu yansıtmaktadır. Fransa’nın 10 Mart 2022 tarihli bakanlık talimatı ikamet süreleri dolan Ukrayna vatandaşlarını açıkça kapsam dışında bırakmış ve katı bir şekilde Ukrayna’da bulunma kriterine odaklanmıştır. Bu dışlama, Ukraynalı gruplar arasında bir bölünme yaratmış; bazılarına otomatik koruma sağlanırken, aynı derecede savunmasız durumdaki diğerleri başvuru olanağından yoksun bırakılmıştır.
Hem AB kararı, hem de Fransa’nın TPM uygulaması, güvenli bir şekilde geri dönememekten ziyade, saldırı sırasında Ukrayna’da fiziksel olarak bulunmayı esas almıştır. Bu durum, geri dönüşte risklere öncelik veren uluslararası koruma normları ile çelişmektedir. İşgal sırasında Ukrayna dışında bulunan veya [bulundukları ülkelerdeki oturum] izin süresi dolmuş olan Ukraynalılar kendilerini yasal belirsizlik içinde bulmuştur.
Bir Örnek Olay İncelemesi: Belirsizlik ve Pratikte Dışlama
Hukuki sonuçları örneklemek için, ikamet yenileme talebi reddedilen Ukrayna vatandaşı bir kadının durumunu ele alalım. Valilik, işgalin ardından kadının ikinci defa ikamet yenileme talebini, “özellikle Ukrayna’ya dönmek zorunda olmadığı” gerekçesiyle reddetmiştir. Bordeaux İdari İstinaf Mahkemesi, 7 Haziran 2022 tarihinde, Valiliğin kararına karşı başvuran kadının lehinde karar vermiştir. Mahkeme, Fransa’daki özel ve aile hayatından dolayı başvurucunun talebini kabul ederken, valiliğin gerekçesi TPM’nin hatalı bir şekilde uygulandığını ortaya koymuştur. Mahkeme, kadının Ukrayna’ya güvenli bir şekilde dönemeyeceğinin göz ardı edildiğini belirtirken, ayrıca hem AB’nin net olmayan prensiplerinin hem de Fransa’nın kısıtlayıcı yorumundaki eksikliklerin altını çizmiştir.
Daha Net Bağlayıcılığı olan AB Kılavuz İlkelerine Duyulan İhtiyaç
2001 tarihli Geçici Koruma Direktifi, yararlanıcı kategorilerinin kesin bir tanımını yapmamakta ve her kriz sırasında belirlenmesini Konsey’e bırakmaktadır. Bu esneklik, çeşitli durumlara yanıt verilmesine olanak tanırken, uygulamada tutarsızlıklara ve boşluklara yol açmıştır. Uygulanabilir bir AB çerçevesinin olmaması, üye devletlerin takdir yetkisiyle birleşince, AB genelinde eşit olmayan bir koruma pratiğine yol açmıştır.
Fransa’nın AB kriterlerine sıkı sıkıya bağlı kalması, esneklik ve tekdüzelik arasındaki gerilimi vurgulamaktadır:
- Esneklik, AB’nin değişen krizlere uyum sağlamasına olanak tanırken, farklı yorumlar uygulayan üye devlet tepkilerinde tutarsızlıkları teşvik etmektedir.
- Aynılık (uniformity) tutarlılık sağlar, ancak etkilenen belirli grupların dışlanması gibi belirli hassasiyetleri gözden kaçırma riski taşımaktadır.
Bu zorluklara ilişkin olarak gelecekteki reformlar şunlara odaklanmalıdır:
- [Yararlanacak kişilerin] Seçim[ine İlişkin] Kriterlerinin Netleştirilmesi: Konsey kararları, keyfi istisnaları önlemek için uygun kategorilerin daha net ve bağlayıcı tanımlarını sağlamalıdır.
- İnsani Çerçevenin Genişletilmesi: TPM’nin geçiş dönemi ve insani amaçlarıyla uyumlu daha geniş kriterler, üye devlet yorumlarındaki farklılıkları en aza indirebilir.
Sonuç
Ukrayna için TPM’nin etkinleştirilmesi, krizlere hızla yanıt verme potansiyelini ortaya koymuştur. Ancak TPM’nin uygulanması, adil ve etkili korumanın sağlanmasında önemli eksiklikler olduğunu ortaya koymuştur. Bu eksikliklerin giderilmesi, AB’nin gelecekteki insani krizlerde kolektif eylem kapasitesini güçlendirmek için hayati önem taşımaktadır.
Lina Megahead kamu hukuku alanında doktora derecesine sahiptir ve Le Mans Üniversitesi’nde (Fransa) araştırmacıdır.
* GAR Blog’ta yayınlanan yazılarda görüşler bütünüyle yazarlara aittir, Göç Araştırmaları Derneği’nin görüşlerini yansıtmaz.
**Görsel CHATGPT ile oluşturulmuştur.





