Skip to content
  • GAR
    • Hakkımızda
    • Yönetim
    • Faaliyet Raporları
    • Duyurular
    • Üyeler
    • Ekibimiz
    • Tüzük
    • Politika Belgeleri
  • Yayınlar
    • Açıklamalar
    • Okuma Listeleri
    • GarBlog
    • Bültenler
    • Kitaplar
    • GAR Youtube
    • GAR Podcast
  • GARSanat
    • Birlikte Yaşam Yaz Sanat Kampı
    • EGEHUB
    • Göçmen Müzisyenler
    • Göç Sanat Dayanışma Söyleşi Serisi
    • Rebloom Festivali
    • Öteki Hikayeler
  • GAR Akademi
    • Eğitimler
    • GarEP
      • 2003 Güz Dönemi – 2024 Kış Dönemi
      • 2023 Bahar Dönemi
      • 2022 Güz Dönemi
      • 2022 Bahar Dönemi
      • 2021 Güz Dönemi
      • 2021 Bahar Dönemi
    • Yaz Okulları
  • Etkinlikler
    • Atölye ve Konferanslar
    • Güncel Göç Seminerleri
  • Araştırmalar
  • İletişim
logo5

EGEHUB Projesi

 

Screenshot 2025 11 29 at 13.43.56

EGEHUB: Hafıza ve Sanatsal Pratik Yoluyla Algının Dönüşümü

Gülay Uğur Göksel

GİRİŞ 

EGEHUB, toplumsal belleğe yönelik genel bir ilgiden ve göçmenler ile ev sahibi topluluklar arasında bir arada yaşama arayışından ortaya çıkmıştır. Daha spesifik olarak, ana kavramsal hareket noktası, Türkiye’de göçe ilişkin güncel kaygıların algı tarafından –özellikle seçici hafıza ve kapsamlı unutma yoluyla oluşmuş algısal çerçeveler tarafından– derinlemesine biçimlendirildiğinin farkına varılmasıydı.

Yıllara yayılan araştırmalara baktığımızda, göçmenlere yönelik tutumların nadiren somut bilgiye dayandığı görülmekte. Bu tutumlar daha çok yerleşik görme biçimlerinden, öğrenilmiş duygusal reflekslerden ve içselleştirilmiş aidiyet anlatılarından besleniyor. Bu algısal yapı içinde çarpıcı bir çelişki bulunuyor: Bugün göçmenlere karşı mesafe, şüphe veya hatta düşmanlık ifade eden birçok topluluk, kendi soy kütüklerinde farkında bile olmadıkları yerinden edilme geçmişlerini taşımaktalar.

Bu çelişki Ege bölgesinde özellikle belirgindir. Birçok aile köklerini zorunlu nüfus hareketlerine, Balkan sürgünlerine, Cumhuriyet’in erken dönem iskân politikalarına, 1923 nüfus mübadelesine veya savaşa bağlı sarsıntılara dayandırmaktadır. Ancak bu tarihsel katmanlar giderek arka plana itilmiştir. Bu geçmişler artık açıkça anlatılan hikâyeler olarak değil; gündelik pratiklerde, dilsel izlerde, mutfak alışkanlıklarında ve aile içi sessizliklerde dağınık biçimde yaşamaktadır. Bu hafızalar doğrudan ele alınmadığı için, güncel algıyı etkileme kapasitesini yitirmektedir.

EGEHUB, atalara ait bu sönümlenmiş yerinden edilme katmanlarının yeniden etkinleştirilmesinin, toplumların bugünün göçmenlerini algılama biçimlerini dönüştürebileceği inancından doğdu. Ancak bu yeniden etkinleştirme yalnızca arşiv araştırması, kamuya açık konferanslar veya rasyonel tartışmalar yoluyla gerçekleşemez. Hafızanın duyusal, duygulanımsal ve ilişkisel boyutlarını harekete geçirebilen yöntemler gereklidir.

Bu nedenle proje, sanatsal pratiği estetik bir ek değil, algısal dönüşümün bir aracı olarak konumlandırır. Sanat; bedensel dikkati, duyusal farkındalığı ve bastırılmış tarihsel çağrışımların yüzeye çıkmasını tetikleyebilir—akademik açıklamaların tek başına ulaşamayacağı süreçleri mümkün kılar. Bu koşullar, bireylerin ve toplulukların kendi tarihsel kırılganlıklarını fark etmelerini sağlayabilir.

Bu algısal kayma gerçekleştiğinde, “biz” ve “onlar”ı yapılandıran kategoriler yeni anlamlar kazanır. Kesintisiz bir aidiyet anlatısını içselleştirmiş bir köylü, ailesinin bölgedeki varlığının aslında önceki bir yerinden edilmenin sonucu olduğunu fark edebilir. Göçmenleri yalnızca güncel bir tehdit olarak gören genç bir kişi, kendi topluluğunun geçmişteki kırılganlığı ile yeni gelenlerin yaşadığı zorluklar arasında bir süreklilik görebilir. Bu bağlamda projenin kuramsal önermesi, bugün birlikte yaşama imkânlarının genişlemesinin kollektif hafızayı karşısına alarak geçmiş yerinden edilme hafızalarının yeniden etkinleştirilmesine bağlı olduğudur.

Bu önermeden hareketle EGEHUB, sanatçıları, araştırmacıları ve yerel sakinleri uzun bir süre boyunca yakınlaştırmayı amaçlayan bir yöntemsel deney olarak tasarlandı. Ege’nin özgül bağlamı—özellikle İmbros ve Alçıtepe—yoğun tarihsel katmanları, tartışmalı anlatıları ve aidiyet müzakerelerinin sürekliliği nedeniyle bu dinamikleri incelemek için uygun sahalar sundu.

1. EGEHUB’ın Kökleri: Neden Bu Proje, Neden Şimdi?

EGEHUB; göç, sanat, kültür ve eleştirel hafıza alanında çalışan üç ortağın—GAR(Göç Araştırmaları Derneği), Kirte School ve Duvarlar Bile Biliyor—işbirliğiyle ortaya çıktı.

GAR’ın yıllara yayılan araştırmaları, politika raporları, hak temelli savunuculuk ve istatistiksel analizlerin gerekli olmakla birlikte, yabancı düşmanlığının duygusal ve algısal dinamiklerini dönüştürmek için yeterli olmadığını gösterdi. Kamuoyundaki algı, davranış ve tutumlar yalnızca yanlış bilgilendirmeden değil; duygulardan, kabullerden ve miras alınmış anlatılardan beslenen algısal çerçevelerden oluşuyordu.

EGEHUB, GAR’ın daha önce yürüttüğü sanatsal ve topluluk temelli projeler üzerine inşa edilmiştir. Bu projeler, göçmenlere yönelik kamu algısının bilgi temelli veya politika odaklı müdahalelerle değil, sanatsal, bedensel ve duygu yüklü pratiklerle değiştiğini ortaya koydu.

İlk büyük deney, Öteki Hikâyeler projesiydi. Sergi, kitap, internet sitesi ve podcast serisiyle ilerleyen bu proje, göç deneyiminin karmaşıklığını politika dilinin ulaşamayacağı bir hassasiyetle aktarabileceğini gösterdi. İzleyiciler, eserlerin kendi aile geçmişlerine dair unutulmuş çağrışımları tetiklediğini ifade ettiler; bu durum, hatırlamanın sanatsal etkileşim yoluyla harekete geçtiğini gösterdi.

İkinci adım, Birlikte Yaşam Yaz Sanat Kampı oldu. Deprem bölgesinden gençlerin mülteci gençlerle birlikte çizim, performans ve hikâye anlatıcılığı üzerinden sanatçılarla birlikte üretim yaptığı bu süreçte, katılımcılar ev kavramı ile daha geniş yerinden edilme tarihleri arasında bağlantılar kurmaya başladılar. Bu bağlantılar, teorik anlatımla değil; birlikte üretme pratiğiyle ortaya çıktı.

EGEHUB’a doğrudan kavramsal geçiş ise 2024’teki REBLOOM Festivali ile gerçekleşti. Göçmen sanatçıların kişisel nesnelerini, performanslarını ve hikâyelerini kolektif bir ortamda paylaştığı festivalde açık bir diyalog çemberi oluştu ve bu çember ortak bir manifesto üretti. Bu süreç, sanatsal mekânların yalnızca ifade alanı değil; aynı zamanda politik bir müzakere zemini olduğunu ortaya koydu.

Bu üç proje birlikte düşünüldüğünde EGEHUB’ın kavramsal temeli uzun bir zamana yayılmaktadır. VAHA III başvurusu bu dönüşümü resmileştirerek kültürel ve sanatsal pratiklerin kolektif anlayışı şekillendirmedeki rolünü vurguladı. Savunuculuğun ulaşamadığı yerlere sanatın erişebildiğini gösterdi: bedensel deneyim, güven atmosferi ve ortak yaratıcılık.

Kirte Okulu, zorunlu yerleşim tarihiyle şekillenen Alçıtepe’de böyle bir deney için mekânsal ve toplumsal imkân sağladı. Sanat üretiminin gündelik hayatla iç içe geçtiği nadir kırsal ortamlardan birini sunarak formel etkinliklerin ötesine geçen karşılaşmalara olanak tanıdı.

Screenshot 2025 11 29 at 13.46.36

Duvarlar Bile Biliyor ise İmbros’un karmaşık Rum-Türk hafızasıyla uzun süredir çalışan bir yapı olarak projenin kapsamını genişletti. Onların pratiği; hafızanın yalnızca belgelerle değil, müzikle, jestlerle, yemekle ve sohbetle aktarıldığını göstermişti. Bu katkı, EGEHUB’ın hafızayı tek boyutlu bir konu olarak değil, kişisel, toplumsal ve tarihsel süreçlerin kesiştiği çok katmanlı bir olgu olarak ele almasını sağladı.

Bu ortaklar; sanatsal araştırmayla topluluk etkileşimini, yerel hafızayla göç ve birlikte yaşam sorularını birleştiren sürdürülebilir bir kültürel ekosistem kurmayı amaçladı. Projenin etik başvurusu araştırmanın çekirdeğini şu alanlarda tanımladı:

  • post-hafıza,
  • mekâna bağlılık,
  • duygulanımsal miras,
  • hatırlama ve unutmanın politik boyutları.

Dolayısıyla EGEHUB bir anma projesi olarak değil; politik ve algısal bir krize verilen yanıt olarak ortaya çıktı: Kendi yerinden edilme tarihini hatırlamak, bugün yerinden edilenleri algılama biçimini dönüştürebilir.

2. Ege’nin Hafıza Coğrafyaları: Alçıtepe ve İmbros

İmbros ve Alçıtepe’nin saha alanları olarak seçilmesi, titiz bir tarihsel ve sosyolojik değerlendirmeye dayanıyordu. Her iki mekân da yalnızca geçmiş olaylarla değil, aynı zamanda kimlik, aidiyet ve anlatı otoritesi üzerine süren müzakerelerle şekillenen birer hafıza ortamı işlevi görüyor.

İmbros / Gökçeada: Kesintili Süreklilik ve Kısmi Dönüşüm Dinamikleri

İmbros, kesintiye uğramış bir sürekliliğin örneğini sunar. Ada 1923 Nüfus Mübadelesi’nden muaf tutulmuş olsa da, sonraki on yıllarda uygulanan demografik mühendislik nüfusun azalmasına, kurumların kapanmasına ve dilsel erozyona yol açtı. Bugün, kısmi geri dönüş göçü; eski sakinlerin ve onların torunlarının, fiziksel olarak varlığını sürdüren ama sosyal olarak dönüşmüş mekânlarla yeniden ilişki kurduğu karmaşık bir sosyal ortam yaratmış durumda.

Adanın hafızası anıtsal bir mirasla korunmaz. Hafıza şu yollarla aktarılır:
• yerel ve ev içi yemek pratikleri,
• Rumca ile Türkçe arasında değişen dilsel geçişler,
• topluluk etkinlikleri,
• gündelik ve gayriresmî hikâye anlatımı.

EGEHUB için ada, kurumsal zayıflamaya rağmen sosyal hafızanın nasıl sürdüğünün gözlemlenebileceği bir laboratuvar işlevi gördü. Atölyeler, belgesel gösterimleri, gastronomik karşılaşmalar ve rehberli yürüyüşler; hafızanın mekânsal ipuçları, alışkanlıklar ve duyusal tetikleyiciler üzerinden nasıl dolaşıma girdiğini incelemeyi mümkün kıldı.

Alçıtepe / Kirte: Zorunlu Göç, Savaş ve Aidiyetin Çatışmalı Anlatıları

Alçıtepe bambaşka bir hafıza konfigürasyonu sunar. Zorunlu nüfus mübadelesinin ardından köyün Rum Ortodoks sakinleri yerlerinden edildi ve Bulagaristan ve Romanya sınırından çeşitli bölgelerinden Müslüman aileler buraya yerleştirildi. Bu demografik yeniden yapılandırma, bölgenin Çanakkale Savaşı’nın en yoğun muharebe alanlarından biri olmasıyla üst üste bindi. Savaşın maddi kalıntıları—şarapneller, mermi kovanları ve diğer artıklar—tarımsal faaliyetlerle hâlâ yüzeye çıkmaktadır.

Bu iki katman—savaş hafızası ve iskân hafızası—güncel toplumsal dinamiklerle iç içe geçer. Komşu Behramlı’nın onları Roman olarak tanımlayan topluluğu dışlanmışlık hissederken, Seddülbahir kesintisiz bir yerli olma anlatısını güçlü biçimde sürdürmektedir. Tüm bu unsurlar, farklı tarihlerin kimi zaman öne çıkarıldığı, kimi zaman geri plana itildiği karmaşık bir hafıza alanı üretir.

EGEHUB için Alçıtepe, bastırılmış hafıza ile güncel algı arasındaki etkileşimin sistematik biçimde gözlemlenebileceği bir zemin sundu. Burada hafızanın yalnızca bir anlatı olarak değil; gündelik yaşamın içine gömülü maddi, mekânsal ve davranışsal kanıtlar olarak nasıl belirdiği izlenebildi.

3. Yöntem: Araştırma Olarak Konuk Sanatçı Programı, Karşılaşma Olarak Araştırma

EGEHUB, sanatçı konuk programını bireysel üretim alanı olarak değil, bir araştırma yöntemi olarak konumlandırır. Proje, sanatçıların yalıtılmış bir şekilde üretim yapmalarını değil; konuk programını kolektif, katmanlı ve mekâna gömülü bir soruşturma biçimi hâline getirmeyi amaçladı. Temel metodolojik varsayım şudur: Hafıza esas olarak anlatı yoluyla değil; mekânsal, duyusal ve ilişkisellik üzerinden açığa çıkar. Dolayısıyla araştırmanın da bu karşılaşmaları mümkün kılacak biçimde yapılandırılması gerekir.

Screenshot 2025 12 08 at 15.22.54 Screenshot 2025 12 08 at 15.22.46

EGEHUB’ın merkezi metodolojik ilkesi, bilginin eş-zamanlı varoluştan—mekânı, zamanı ve günlük pratikleri paylaşmaktan—doğduğudur. Katılımcılar gözlemci (araştırmacı), üretici (sanatçı) ve kaynak (köylü) olarak ayrılmadı; herkes ortak bir alanın müşterek sakinleri olarak kabul edildi. Bu düzenleme, rolleri bilerek bulanıklaştırdı ve sorgulama yerine yakınlık üzerinden anlama imkânı sunan ilişki-temelli bir epistemoloji yarattı. On dört günlük Alçıtepe rezidansı boyunca araştırma, çoğu zaman resmî oturumlarla değil, sıradan gündelik faaliyetlerle ilerledi:

  • birlikte yemek hazırlamak,
  • sıradan işler sırasında yerel tarih üzerine sohbet etmek,
  • tarımsal rutinleri izlemek,
  • sakinlere günlük işlerinde eşlik etmek,
  • akşamüstleri dışarıda oturup sohbet etmek.

Bu anlar dışarıdan bakıldığında informal görünse de, metodolojinin özünü oluşturur. Yapılandırılmış mülakatların açığa çıkaramayacağı hafıza aktarımı, kuşaklar arası ilişkiler ve topluluk algısı bu anlarda görünür hâle gelir.

Proje, birbiriyle çelişen tarihlerin bir arada var olmasına izin veren agonistik hafıza tartışmalarından beslenir. EGEHUB bu çerçeveyi benimseyerek katılımcıları:

  • birbirine zıt anlatıları aynı anda tutmaya,
  • hafızayı tekil bir hikâyeye indirgemekten kaçınmaya,
  • resmî anlatılardaki güç asimetrilerini fark etmeye,
  • ve seçici hatırlamanın aidiyet siyasetini nasıl şekillendirdiğini görmeye teşvik etti.

Böylece yöntem, hafızayı ne yücelten ne de suçlayan; onu tarihsel, toplumsal ve yapısal bağlamı içinde analiz eden bir çerçeve sundu.

4. Bir Cesaret Biçimi Olarak Sanat

Projenin temel bulgularından biri, sanatsal pratiğin, söylemsel yöntemlerin çoğu zaman ulaşamadığı türden bir cesaret alanı yaratmasıdır.

Sanatçılar süreç içinde:

  • kişisel anıların beklenmedik biçimde yüzeye çıktığını,
  • kendi aile tarihleriyle yerel anlatılar arasında bağlar kurulduğunu,
  • aidiyet varsayımlarının sarsıldığını,
  • algısal sınırların değiştiğini ifade ettiler.

Sanat, bunu tarihi temsil ederek değil; unutulmuş ya da fark edilmemiş hikâyeleri görünür kılan bir ilişki zemini yaratarak mümkün kıldı.

Bu anlamda sanat:
• bir teşhis aracı,
• bir metodolojik enstrüman,
• ve bir etik pratik işlevi gördü.

5.EGEHUB ve Hafıza Aktivizmi

EGEHUB’ın yaklaşımı, seçici hatırlamaya karşı sanatsal ve katılımcı pratikler yoluyla algısal açıklık yaratmayı amaçlayan bir hafıza aktivizmi biçimidir.

Temel kavramlarr:

  • post-hafıza: geçmişi yaşamamış kuşakların duygusal yapıları nasıl devraldığını anlamak,
  • agonistik hafıza: çelişen anlatıların bir arada bulunmasına izin vermek,
  • sanat-aktivizmi: sanatın politik müdahale kapasitesini kullanmak.

Bu çerçevede EGEHUB:

  • baskın tarih anlatılarını çözerek,
  • marjinalleştirilmiş aile geçmişlerini görünür kılarak,
  • kimliği basitleştiren söylemlere direnerek,
  • algıyı politik bir alan olarak yeniden kurar.
  1. Neden Sanat? Neden Topluluk? Neden Şimdi?

Yükselen yabancı düşmanlığı, hızlı politik kutuplaşma ve yaygın tarihsel amnezi çağında EGEHUB bize farklı bir yön önerdi:

  • yavaşlamak,
  • dinlemek,
  • bilgiyi mekâna yerleştirmek,
  • bastırılmış hafızayı harekete geçirmek,
  • çatışmayı analitik malzeme olarak kabul etmek,
  • birlikte zaman geçirmek,
  • ve yeni algısal yollar açmak.

Proje, nostaljiyi ve romantik idealizmi reddeder. Sanat aracılığıyla harekete geçirilen hafızanın:

  • karşıklıklı tanınmayı sağlayan,
  • algıyı dönüştüren bir araç,
  • ve yeni birlikte yaşama ihtimallerini kuran bir kaynak

olduğunu savunur.

Screenshot 2025 11 29 at 13.48.26

Görsel: Julia Hoffmann’ın Mosaics & Circles çalışmasından

Istanbul

Göç Araştırmaları Derneği

gocarastirmalaridernegi.org/en/
Göç Araştırmaları Derneği (GAR), 21 Eylül 2017’de, göç üzerine araştırmalar yürütmek, disiplinlerarası göç araştırmalarına katılmak, göç araştırmalarını ve araştırmacılarını desteklemek, bu araştırmalarda üretilen bilginin dolaşıma girmesine katkıda bulunmak ve göç alanında çalışan araştırmacılar arasında mesleki dayanışma, iletişim, işbirliği ve etkileşimi mümkün kılmak amacıyla kurulmuştur. Dernek ayrıca, göç araştırmacılarının karşılaştığı bilimsel, kurumsal ve etik sorunlara çözüm üretmeyi ve belgesiz/belgeli göçmenler, sığınmacılar ve mültecilerin karşı karşıya kaldığı sorunlar konusunda kamuoyu farkındalığı yaratmayı hedeflemektedir.

 

Çanakkale

Kirte Okulu

www.instagram.com/kirteschool/?hl=el
Kirte Okulu, 2023 yılında, Alçıtepe Köyü’ndeki eski ve kapalı bir köy okulunun sanatçılar ve yerel sakinler için yeniden işlevlendirilmesiyle ortaya çıkan bağımsız bir sanat inisiyatifidir. Bu mekânı sürdürebilmek için köy yönetimiyle işbirliği içinde çalışıyoruz. Okul iki katlı bir binadan oluşmaktadır. Üst katta dört sınıftan biri atölyeye, biri sanatçı konaklama alanına dönüştürülmüş; geri kalan iki sınıf ise sergi alanı olarak belirlenmiştir. Ayrıca bir bahçesi bulunmaktadır. Sanatçılar belli bir süre köyde kalarak okulu stüdyo olarak kullanmaktadır.

 

Gökçeada

Duvarlar Bile Biliyor

www.duvarlarbilebiliyor.com/
Duvarlar Bile Biliyor inisiyatifi, 2020 yılında kurulmuş olup İmbros’un (Gökçeada) göç hafızasını sanat, müzik ve topluluk temelli etkinlikler aracılığıyla keşfeder. Yerel ve uluslararası sanatçıları, adanın mevcut sakinlerini ve müzisyenleri bir araya getirerek yerinden edilme, kültürel dönüşüm ve kolektif hafıza üzerine disiplinlerarası bir diyalog oluşturur. Program; adanın çokkültürlü geçmişini ve bugününü yansıtan atölyeler, sergiler, müzik ve dans performansları ile gastronomik deneyimleri içerir. Buluntu nesne yerleştirmeleri, Rum dans atölyeleri ve sözlü tarih panelleri aracılığıyla insanlar, mekânlar ve göç arasındaki derin bağları görünür kılar. İmbros’un dönüşümünü belgeleyen fotoğraf sergisi ise görsel bir hafıza odağı oluşturarak göç hikâyelerinin korunmasını ve paylaşılmasını sağlar.

 

 

İlgili Yazılar

EGEHUB Research: Mert Koçak

EGEHUB-GAR Hafıza ve Göç Üzerine Online Söyleşiler

EGEHUB Research: Mert Koçak

EGEHUB Araştırma: Gülay Uğur Göksel

EGEHUB Research: Mert Koçak

EGEHUB Araştırma: Mert Koçak

EGEHUB Research: Besim Can Zırh

EGEHUB Araştırma: Besim Can Zırh

Exhibition: To Whom Does the Wind Open Its Door? (Alçıtepe: 26-28 June 2025)

EGEHUB SANATÇI MİSAFİR PROGRAMI SERGİSİ

Alçıtepe Activities (16–28 June 2025)

Alçıtepe Konuk Sanatçı Programı (16–29 Haziran 2025)

GARBülten

SON YAZILAR

  • Geçici Koruma Rejimi: Son Gelişmeler, Sorunlar ve Gelecek için Perspektifler
  • REBLOOM 2: Göç Deneyimlerinden Hareketle Toplumsal Cinsiyet Temelli Tahakküm İlişkilerini Tartışmaya Açan Bir Sanat Alanı
  • Bir İlham Kaynağı: Nermin Abadan-Unat
  • EGEHUB Projesi
  • EGEHUB-GAR Hafıza ve Göç Üzerine Online Söyleşiler

Göç Araştırmaları Derneği | GAR Takip Et

GAR_Dernek
gar_dernek Göç Araştırmaları Derneği | GAR @gar_dernek ·
31 Ara

🏮 #yeniyil2026.

DiasporaTürk @diaspora_turk

❝İlk fotoğraf, 1970 yılından… Evimize yeni bir televizyon alınmış ve babam o sevinçle, havalı bir poz vermiş. Diğeri ise 1977 yılını 1978’e bağlayan yılbaşı gecesi. Herkes neşe içerisinde, güzel bir gün… Babam, 1964 yılında önce Avusturya ve Belçika’ya, ardından Almanya’ya göç

Twitter'da yanıtla 2006238928483856482 Twitter'da Retweet 2006238928483856482 Twitter'da beğen 2006238928483856482 3 X 2006238928483856482
Twitter'da Retweet Göç Araştırmaları Derneği | GAR Retweetlendi
besimcanzirh Besim Can Zırh @besimcanzirh ·
26 Ara

📢 Benim de "göç sosyolojisi" üzerine bir modülle katılacağım, ODTÜ'nün ilk kez bu sene düzenleyeceği sosyal bilimlere yönelik kış okulu Ocak ayının sonunda Kıbrıs'ta gerçekleştiriliyor. Gerekli tüm bilgiler ekteki paylaşımda.

Twitter'da yanıtla 2004434878537068566 Twitter'da Retweet 2004434878537068566 3 Twitter'da beğen 2004434878537068566 9 X 2004434878537068566
Twitter'da Retweet Göç Araştırmaları Derneği | GAR Retweetlendi
infomigrants InfoMigrants @infomigrants ·
24 Ara

Nearly 50,000 migrants passed through the Lampedusa hotspot in 2025, said Rosario Valastro of the @crocerossa. The center has hosted over 174,000 people since June 2023 via around 4,000 landings

Twitter'da yanıtla 2003739924449673676 Twitter'da Retweet 2003739924449673676 2 Twitter'da beğen 2003739924449673676 3 X 2003739924449673676
Twitter'da Retweet Göç Araştırmaları Derneği | GAR Retweetlendi
goc_vakfi Göç Araştırmaları Vakfı @goc_vakfi ·
24 Ara

"Suriye ve Suriyelilerin Geleceği Çalıştayı" için hazırız!

Vakfımızın Hasene International(@haseneorg) işbirliği ile düzenlediği çalıştayın ilk gününde katılımcılarımızı karşılamaya başladık.

Twitter'da yanıtla 2003715263527547188 Twitter'da Retweet 2003715263527547188 7 Twitter'da beğen 2003715263527547188 23 X 2003715263527547188

“Bu web sitesi Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu tamamıyla Göç Araştırmaları Derneği’ne aittir ve AB’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.”

KVKK Aydınlatma Metni
Çerez Politikası
Rıza Beyanı
When autocomplete results are available use up and down arrows to review and enter to go to the desired page. Touch device users, explore by touch or with swipe gestures.
No Result
View All Result
  • GAR
    • Hakkımızda
    • Yönetim
    • Faaliyet Raporları
    • Duyurular
    • Üyeler
    • Ekibimiz
    • Tüzük
    • Politika Belgeleri
  • Yayınlar
    • Açıklamalar
    • Okuma Listeleri
    • GarBlog
    • Bültenler
    • Kitaplar
    • GAR Youtube
    • GAR Podcast
  • GARSanat
    • Birlikte Yaşam Yaz Sanat Kampı
    • EGEHUB
    • Göçmen Müzisyenler
    • Göç Sanat Dayanışma Söyleşi Serisi
    • Rebloom Festivali
    • Öteki Hikayeler
  • GAR Akademi
    • Eğitimler
    • GarEP
      • 2003 Güz Dönemi – 2024 Kış Dönemi
      • 2023 Bahar Dönemi
      • 2022 Güz Dönemi
      • 2022 Bahar Dönemi
      • 2021 Güz Dönemi
      • 2021 Bahar Dönemi
    • Yaz Okulları
  • Etkinlikler
    • Atölye ve Konferanslar
    • Güncel Göç Seminerleri
  • Araştırmalar
  • İletişim