Skip to content
  • GAR
    • Hakkımızda
    • Yönetim
    • Faaliyet Raporları
    • Duyurular
    • Üyeler
    • Ekibimiz
    • Tüzük
    • Politika Belgeleri
  • Yayınlar
    • Açıklamalar
    • Okuma Listeleri
    • GarBlog
    • Bültenler
    • Kitaplar
    • GAR Youtube
    • GAR Podcast
  • GARSanat
    • Birlikte Yaşam Yaz Sanat Kampı
    • EGEHUB
    • Göçmen Müzisyenler
    • Göç Sanat Dayanışma Söyleşi Serisi
    • Rebloom Festivali
    • Öteki Hikayeler
  • GAR Akademi
    • Eğitimler
    • GarEP
      • 2003 Güz Dönemi – 2024 Kış Dönemi
      • 2023 Bahar Dönemi
      • 2022 Güz Dönemi
      • 2022 Bahar Dönemi
      • 2021 Güz Dönemi
      • 2021 Bahar Dönemi
    • Yaz Okulları
  • Etkinlikler
    • Atölye ve Konferanslar
    • Güncel Göç Seminerleri
  • Araştırmalar
  • İletişim
logo5

Barbarlık Koşulları Altında Medeni Olanı Savunmak: Tek Derdimiz Göçmenler mi?

12 Ocak 2019
Foto: Cavidan Soykan, Hamburg, 2015

Türkiye’de giderek artan göçmen karşıtlığı ve daha özelde Suriyeli karşıtlığı bize ne söylüyor? Her gün gazete köşelerinde, sosyal medyada, televizyonlarda, söyleşilerde, sokakta ve gündelik hayatın her yerinde yeniden ve yeniden üretilen “istemiyoruz” tepkisi aslında ne anlatıyor? İnsan haklarından söz eden, hukuktan bahseden, insan onurunu dile getiren ve göçmen karşıtlığının neden olduğu risklere dikkat çekenlere efelenmek, onları küçük düşürmek istemek ve onları “duyar kasmak” gibi çirkin ifadelerle nitelemek ne anlama geliyor? 

12 Ocak 2019

Türkiye’de giderek artan göçmen karşıtlığı ve daha özelde Suriyeli karşıtlığı bize ne söylüyor? Her gün gazete köşelerinde, sosyal medyada, televizyonlarda, söyleşilerde, sokakta ve gündelik hayatın her yerinde yeniden ve yeniden üretilen “istemiyoruz” tepkisi aslında ne anlatıyor? İnsan haklarından söz eden, hukuktan bahseden, insan onurunu dile getiren ve göçmen karşıtlığının neden olduğu risklere dikkat çekenlere efelenmek, onları küçük düşürmek istemek ve onları “duyar kasmak” gibi çirkin ifadelerle nitelemek ne anlama geliyor? Peki, Suriyeliler ya da genel olarak göçmenler hakkında “doğru bilinen yanlışlar”dan bahsetmek ya da “hakların hiyerarşisi olmaz” demek, bunu her yerde ve defalarca dile getirmek ayrımcılık, ırkçılık, ötekileştirme gibi kötülükleri ortadan kaldırmaya yetiyor mu?

Bu yazı yukarıdaki sorulara uzun ve nitelikli bir cevap vermeyecek. Yine de bu soruların düşünülmesi gerekiyor. Çünkü Türkiye’de yükselmekte olan göçmen karşıtlığının kaygı verici boyutlara ulaştığı aşikar.

Göçmenler söz konusu olduğunda onlardan nefret etmek, onlar aleyhine konuşmak dünyanın birçok yerinde çok kolay. Türkiye gibi birbirinden ve ötekinden nefret etmenin siyaset yapmanın neredeyse tek yolu haline geldiği bir yerde göçmenlerden söz edenlerin, onların haklarından bahsedenlerin de bu nefretten payını alması kaçınılmaz. Örneğin 31 Aralık gecesi Taksim’deki bir grubun sosyal medyada yayılan görüntülerinden sonra gittikçe hızlanan ve daha fazla görünür hale gelen mülteci düşmanlığı ürkütücü hale gelmekte ve kendini demokrat olarak tanımlayan kesimlerde bile gözle görünür biçimde nefret dolu ifadeler dile getirilmekte.

Nasıl tanımlanırsa tanımlansın, egemen kimlik ve kültür dışında kalan kesimlere -özellikle göçmenlere- yönelik her türden ötekileştirici söylemin gündelik yaşamdaki karşılığı şiddet, nefret, ayrımcılık ve benzeri kötülüklerdir. Kendilerini korumak, savunmak ve ifade edebilmek için gerekli araçlardan mahrum olan kişilere yönelik bu tür tutum ve davranışlar, onları cinayet, tecavüz, gasp gibi ağır suçlar kadar ucuz işgücü, sömürü, aşağılanma ile karşı karşıya bırakmakta ve gündelik yaşamda görünmez hale getirmektedir.

Bu alanda çalışan, zaman ve emek harcayan sivil toplum örgütleri, akademisyenler, hak savunucuları, gazeteciler, siyasetçiler ve iz’an sahibi kişiler, Türkiye’nin bugünkü siyasi konjonktürü içinde göçmenler hakkındaki düşünceleri ve aşırı kutuplaşmış siyasal alan nedeniyle kutuplardan herhangi birine yakın gösterilip onlarla ilişkilendiriliyor. Bu bazen hükümet bazen de muhalefet olabiliyor. Oysa göçmenlerle ilgili çalışmak gündelik siyasetin dışında değil, üstündedir ve herhangi bir konjonktür ile sınırlanamaz.

Günümüz Türkiye’sinde muhalefetin önemli bir kısmı seçmenlerin korkusunu ve nefretini oya dönüştürebilmek için göçmenleri ve özellikle mültecileri, parmakla gösterip onlara karşı hamasi, milliyetçi, ırkçı, ayrımcı söylemleri kışkırtıyor. Hükümet ise bu konudaki sorumluluğunun üstünü örtmeye çalışarak kendisini sevecen ve müşfik bir hami gibi sunmaya çalışıp gerek gördüğü anda bütün göçmenleri Türkiye’den göndermekle tehdit ediyor. Şu an için Türkiye’de göçmenlerin haklarından söz etmeyi lüks gören, bundan söz etmeyi Türkiye’nin gerçekliği ile bağdaştıramayan, sürekli bir olağanüstü hal hissiyatıyla hareket etmeyi siyaset üretmek zanneden bu iki kutbun da görmek istemediği şey göçmenlerin insan olduğudur. Göçmenler, en az Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları kadar insandır ve insan olmaktan kaynaklanan evrensel ve meşru hakları vardır.

Türkiye’de yaşayan kişilerin bildiği üzere, yaşam hakkı, barınma, çalışma, sağlık, güvenlik, eğitim, adil yargılanma ve benzeri hakların tanınmaması, ya da ihlal edilmesi, sadece göçmenlerle sınırlı değil. Bugün Türkiye’de hepimiz için başta hukuk ve ekonomi olmak üzere birçok sorun olduğu açıktır. Bu sorunlardan hiçbiri göçmenlerin yaşamakta olduğu sorunları azaltmadığı gibi onlar nedeniyle de ortaya çıkmış değil. Onların derdi, acısı, kederi nasıl bir başka kesimin derdi, acısı, kederinden önemli değilse tersi de geçerli. Türkiye’deki dertleri yarıştırmak, acıların hiyerarşisini kurmak ya da yurttaşların “daha acil ve önemli” sorunları olduğunu, mültecilerin sorunlarının ise ikincil olduğunu, hatta yurttaşların haklarına zarar verdiğini söylemek insan haklarına, demokrasiye ve medeni olana ilişkin perspektifle ilgili sorunlu ve özcülükle malûl bir bakıştır. Çözüm üretmediği gibi sorunların boyutlarını derinleştiren bu bakış açısının ortadan kalkması ise yine evrensel, eşitliği ilke edinmiş, hak eksenli bir yaklaşımın siyasetten eğitime bütün toplumsal alanlarda egemen hale gelmesiyle mümkündür.

Eşitliği ilke edinmiş kişiler mültecilere üzülmek, acımak gibi bir yükümlülük ya da sorumluluk taşımazlar, ancak onların da en az diğer insanlar kadar haklarının, hürriyetlerinin ve onurlarının korunmasının sorumluluğu taşırlar. Mültecilerin ya da başka herhangi bir gruptan birinin temel haklarının ve onurunun korunması için bütün mekanizmaların işletilmesini sağlamak ve bunu takip etmek, herkes için eşitliği ilke edinmenin bir gereğidir ve gücünü vatandaş olmaktan alır. Göçmenlere, mültecilere, hatta evi yıkılmış ve yaşadığı yerden sürülmüş yurttaşlara üzülüp üzülmemek kişinin vicdanıyla ilgiliyken bu kişilerin haklarını savunmak ve bunu mesele etmek, eşitliği ilke edinmekle ilgilidir.

Son söz göçmen ve mülteci hakları alanında çalışan, gönüllü ya da ücret karşılığı zaman ve emek harcayan, tüm bu ayrımcı ve ötekileştirici pratiklere rağmen bu meseleyle ilgili gayret gösterenlere şükranlarımızı sunmak olabilir. Onlar ki, bu ülkede ve bu dünyada eşit, özgür, kardeşçe yaşanabileceğine ilişkin en büyük umuttur.

Bu yazı 12 Ocak 2019’da Gazete Duvar’da yayınlandı.
https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2019/01/12/barbarlik-kosullari-altinda-medeni-olani-savunmak-tek-derdimiz-gocmenler-mi/ 

İlgili Yazılar

Bir İlham Kaynağı: Nermin Abadan-Unat

Bir İlham Kaynağı: Nermin Abadan-Unat

Tiktok’tan Mülteci Manzaraları — Dönmek, Kalmak, Gitmek —

Tiktok’tan Mülteci Manzaraları — Dönmek, Kalmak, Gitmek —

Sınırları Aşan Sanat: Göç ve Dayanışma Üzerine Söyleşiler – VI

Sınırları Aşan Sanat: Göç ve Dayanışma Üzerine Söyleşiler – VI

Diasporada Siyaset: CHP’nin Brüksel “Eylemi” Üzerine Gözlemler

Diasporada Siyaset: CHP’nin Brüksel “Eylemi” Üzerine Gözlemler

Sınırları Aşan Sanat: Göç ve Dayanışma Üzerine Söyleşiler – V

Sınırları Aşan Sanat: Göç ve Dayanışma Üzerine Söyleşiler – V

Sınırları Aşan Sanat: Göç ve Dayanışma Üzerine Söyleşiler – IV

Sınırları Aşan Sanat: Göç ve Dayanışma Üzerine Söyleşiler – IV

GARBülten

SON YAZILAR

  • GAR 2025 Faaliyet Raporu
  • GAR 2024 Faaliyet Raporu
  • EKİP
  • 2024 REBLOOM Festivali: Estetik İfadenin Kolektif Bir Sese Dönüşmesi
  • Öteki Hikâyeler Projesi

Göç Araştırmaları Derneği | GAR Takip Et

GAR_Dernek
Twitter'da Retweet Göç Araştırmaları Derneği | GAR Retweetlendi
imiscoe_mitra Migrant transnationalism(MITRA) - also on Bluesky @imiscoe_mitra ·
21 Şub

Read article by Marta Moskal published in Population, Space and Place. Author discusses how gender, caregiving, and family shape the experiences of international student migration. Read here:

Twitter'da yanıtla 2025161555822710981 Twitter'da Retweet 2025161555822710981 2 Twitter'da beğen 2025161555822710981 3 X 2025161555822710981
Twitter'da Retweet Göç Araştırmaları Derneği | GAR Retweetlendi
ayhankaya14 Ayhan Kaya @ayhankaya14 ·
21 Şub

My latest take on the relationality between grievance and radicalism, published in @PledgeHorizon : grievance politics refers to a mode of political engagement in which perceived injustice becomes the primary lens through which the world is interpreted.
https://www.pledgeproject.eu/5-from-grievance-to-radicalisation-grievance-and-its-emotional-tipping-points-into-extremism/

Twitter'da yanıtla 2025106374494224407 Twitter'da Retweet 2025106374494224407 1 Twitter'da beğen 2025106374494224407 10 X 2025106374494224407
gar_dernek Göç Araştırmaları Derneği | GAR @gar_dernek ·
22 Şub

📢 #NewPublication.

Gülay Türkmen @gulayturkmen

Türkiye’deki demokratik gerilemeyle beraber yurtdışına hızla artan yüksek nitelikli göç hepimizin malumu. Peki ya 2016 sonrası Türkiye’ye geri dönen TC vatandaşları? Onların dönme sebepleri neler? Bu soruya cevap veren yeni makalem açık erişimle yayında: https://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/imig.70145

Twitter'da yanıtla 2025465336514949532 Twitter'da Retweet 2025465336514949532 Twitter'da beğen 2025465336514949532 2 X 2025465336514949532
Twitter'da Retweet Göç Araştırmaları Derneği | GAR Retweetlendi
leesungah_ SungAh Lee @leesungah_ ·
13 Şub

Broken migration systems fuel insecurity.

At #MSC2026, IOM calls for coordinated action to expand safe pathways, reduce exploitation, and strengthen migration governance. We must move from dialogue to delivery.

Read more👇

Twitter'da yanıtla 2022298579998527547 Twitter'da Retweet 2022298579998527547 5 Twitter'da beğen 2022298579998527547 11 X 2022298579998527547

“Bu web sitesi Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu tamamıyla Göç Araştırmaları Derneği’ne aittir ve AB’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.”

KVKK Aydınlatma Metni
Çerez Politikası
Rıza Beyanı
When autocomplete results are available use up and down arrows to review and enter to go to the desired page. Touch device users, explore by touch or with swipe gestures.
No Result
View All Result
  • GAR
    • Hakkımızda
    • Yönetim
    • Faaliyet Raporları
    • Duyurular
    • Üyeler
    • Ekibimiz
    • Tüzük
    • Politika Belgeleri
  • Yayınlar
    • Açıklamalar
    • Okuma Listeleri
    • GarBlog
    • Bültenler
    • Kitaplar
    • GAR Youtube
    • GAR Podcast
  • GARSanat
    • Birlikte Yaşam Yaz Sanat Kampı
    • EGEHUB
    • Göçmen Müzisyenler
    • Göç Sanat Dayanışma Söyleşi Serisi
    • Rebloom Festivali
    • Öteki Hikayeler
  • GAR Akademi
    • Eğitimler
    • GarEP
      • 2003 Güz Dönemi – 2024 Kış Dönemi
      • 2023 Bahar Dönemi
      • 2022 Güz Dönemi
      • 2022 Bahar Dönemi
      • 2021 Güz Dönemi
      • 2021 Bahar Dönemi
    • Yaz Okulları
  • Etkinlikler
    • Atölye ve Konferanslar
    • Güncel Göç Seminerleri
  • Araştırmalar
  • İletişim